Geyve Han (Yazı: Yavuz Şengül)

Tarihçi, Eğitimci Yavuz ŞENGÜL ilk yazısıyla sitemizde...

Geyve hanı nerede diye sorulsa herkesin aklına ilk gelen cevap Geyve’de olur. Ancak Geyve’de böyle bir han mevcut değildir.

Geyve Hanı Bursa’da tarihi Ulu Cami’nin alt tarafında yer alan çarşının tam ortasında bulunmaktadır. Ulu Cami’ye elli metre mesafede olan bu han, Kapalı Çarşı’nın kuzeyinde yer almaktadır. Yeşil Cami’nin mimarı Hacı İvaz Paşa tarafından 15. yüzyılda yapılarak Çelebi Sultan Mehmet’e hediye edilmiştir. Hacı İvaz Paşa Hanı, Lonca Han, Ütücüler Hanı, Payegâh Hanı isimleriyle anılan han 17. Yüzyıldan sonra Geyve Han olarak anılmaya başlanmıştır. Lonca Hanı denmesi ise zamanın lonca önderlerinin ahi şeyhlerinin toplandıkları yer olduğundan bu isim verilmiştir. Han; 1647, 1669, 1742, 1775 yıllarında onarım geçirmiştir. 1958 yılında çıkan yangında büyük hasar görmüştür.  Avlunun içinde bulunan büyük çınar ağacı ve dut ağacı ile sonradan ekleme yapılan çıkma kat bu yangında yok olmuştur. En son 2007 yılında restore edilerek bugünkü halini alan han iki kattan ibarettir. Alt katında 26 üst katında 30 oda bulunmaktadır. Günümüzde ise genellikle çeşitli toptan tekstil ürünleri satan esnaf tarafından kullanılmaktadır.

Bu hanın Geyve Hanı olarak isim değiştirmiş olması, dönemin Hüdavendigar (Bursa) Eyaletinin kazalarından birisi olan ancak Bursa’ya yüz otuz kilometre uzakta bulunan bir yerleşim yerinin ismini alması bana çok ilginç gelmiştir.

İslam dininin misafirperverliğe ve hayırseverliğe verdiği önem sonucu, ortaya çıkan hanlar, işlek ticaret yolları üzerinde, kervanların konaklamaları ve her türlü ihtiyaçlarını karşılamaları amacıyla yapılmıştır. Hanlar, devlet veya hayırsever kişiler tarafından kurulan ve kervanların ihtiyaçlarının karşılandığı yerlerdir. Osmanlı’nın kurulmasıyla, özellikle Bursa’da 14. yüzyılda kale dışında şehir ihtiyaçlarına cevap verecek tarzda hanlar inşa edilmiştir.

Üniversite yıllarında Bursa’da iken Ulu Camiyi, tarihi kapalı çarşıyı, bölgedeki tarihi hanları çok inceleme fırsatı bulmuştum. En çok da Koza Han’da arkadaşlarla çay içip sohbet ederdik. Aslında bölgede birçok han mevcuttur. Koza Han, İpek (Harir) Han, Pirinç Hanı, Fidan Hanı, Emir Hanı, Kapan Hanı, Yorgancılar Hanı bu hanlardandır. Bu hanların isimleri genelde esnafın yoğunlaştığı ticarete göre isimleşmiştir. Koza ve ipek (harir) isimleri de daha çok ipekböceği, koza ipliğinin ve bu iplikten yapılan ürünlerin satışının gerçekleştiği han isimleridir. (Kısa bir not Koza ticaretinin kalbi olan Bursa’da Koza Borsası 1993 yılında son kez açılmıştır.)

Burada okuyucularımızın aklına “Geyve’de hiç mi han, hamam, kervansaray yoktu?” sorusu gelebilir. Kısaca cevaplamak gerekirse Tahrir Defterlerinden öğrendiğimize göre Geyve’de han, hamam, zaviye ve kervansaray olarak insanların hizmetine sunulan vakıf yapılar hatırı sayılır derecede vardı. Ancak bu yapıların büyük çoğunluğu günümüze ulaşamamıştır. İsimlerini zikretmek gerekirse Sinan Bey Hanı (Taş Han), Acem Hanı, Sinan Bey İmareti, Elvan Bey Zaviyesi, Ahi Kemal Zaviyesi, Oruç Bey Zaviyesi, Şeyh Resul Zaviyesi, Hacı Musa Kervansarayı, Süleyman Paşa Hamamı, Elvan Bey Hamamı, Bezirgân Hanı.

Bursa bölgesi Osmanlı zamanında ipekböcekçiliği ile meşhurdur. Bursa, Bilecik, Eskişehir ve Sakarya şehirlerinde yaygın olarak üretimi yapılan ipekböcekçiliği, Osmanlı zamanında ekonomik, ticari ve endüstriyel açıdan önemli bir gelir kaynağı olmuştur. Daha yirmi otuz yıl öncesine kadar Geyve’de de üretimi yapılan ipekböcekçiliği bölge halkı için tarımsal ekonomi açısından vazgeçilmezdir. Geyveli tüccarlar ürettikleri koza ipeğini bölgenin en büyük pazarına Bursa’ya satmak için gittiklerinde bu handa ikamet etmişler böylece hanın ismi 17. yüzyıldan itibaren Geyve Han olarak kendiliğinden değişmiştir.

Konumuz Geyve Han ve ipekböcekçiliği olması nedeni ile Geyve’de yapılan koza ticaretine de değinmek gerekiyor.  1880-1892 yılları arasında Osmanlı topraklarını karış karış gezmiş olan dönemin Düyun-u Umumiye Meclis İdaresi Genel Sekreterliğini yapan Fransız Vital Cuinet’e göre, bu tarihte İzmit Sancağında toplam 1.008.808 kilogram ipekböceği kozası üretilmiş olup bunun 769.767 kilogramının Geyve Kazasında üretildiğini belirtmektedir. Bu sayı toplam üretimin yüzde 76’sına tekabül etmektedir.

Bu tarihlerde Geyve’de ipekböceği yetiştirilen ve kozaların el çıkrıklarında eğrildiği özel evlerin hatırı sayılır sayısı dışında 7 böceklik mevcuttur. Gerek evlerde gerekse böcekliklerde eğrilen kozadan 16.605 kilogram ham ipek elde edilmiştir. Yine arşiv belgesinden öğrendiğimize göre 1842 tarihinde Geyve’de ham ipekten alınan öşür vergisi miktarı 26.231 kuruştur.

Osmanlı Devleti’nin ipekböcekçiliğini geliştirmek için önlemler aldığını da biliyoruz. 1902 tarihli arşiv belgesine göre “İpek böcekçiliği yapan ahaliden temettü vergisi ve böcekhanelerden bina vergisi alınmaması lazım gelirken Geyve kazasının bazı köylerinde böcekhanelerden vergi istenildiği şikayetine istinaden gereğinin ifası” istendiği anlaşılmaktadır. Bu veriler Geyve’de türetilen ipekböceğinin bölge halkı için tarımsal ekonomi açıdan değerini ortaya koymaktadır.

Günümüzde Geyve’de ipekböcekçiliği ve koza üretimi yapılmadığını biliyorum. Birkaç köyde küçük ölçekli üretim yapılmaya başlandığı bilgisine ulaştım. Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Koza Birlik, bölgede ipekböcekçiliğini yeniden canlandırmak için üreticilere tam destek vermektedir. Kim bilir belki Geyveli üreticiler de bu destekten faydalanıp tarihi yeniden yaşatırlar.

Merhum ünlü tarihçi Prof. Dr. Halil İNALCIK, Geyve’de üretilip Bursa’da satılan Geyve Mavi İpliğinden bahsetmektedir. Bir sonraki konumuz da bu olsun.

Size bir bilmece:

“Hikmetullah şehrinin bir tanesi, oğlunun karnında yatar annesi”

Kalın sağlıcakla …

Yavuz ŞENGÜL | Eğitimci – Tarihçi

2 Yorum

  1. Geyve tarihini hakkında bilmediğimiz yakın geçmiş hakkında güzel bilgiler sunduğumuz için emeği geçen herkese teşekkür ederim.

    1. Geyve’nin yakın tarihini hakkında sunduğunuz bilgiler için emeği geçenlere teşekkür ederim.

Yorum Yaz

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: