BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE ALİ FUAT PAŞA -2 “Geyve’de Muzaffer Bir Komutan Yatıyor” (Yazı: Yavuz ŞENGÜL)

Ali Fuat Paşa Hakkında Bilinmeyenler, 2. Bölüm...

“ilk ve son resimleri”

Ali Fuat Paşa Moskova’dan Ankara’ya döndüğünde ordumuz Yunan cephesinde büyük bir taarruza hazırlanmaktaydı. Moskova dönüşünde Ali Fuat Paşa orduda görev almamış Müdafaai Hukuk Grubunun mecliste başkanı olmuştur. Nutuk’tan anlaşılıyor ki, Ali Fuat Paşa ile Refet Bele’ye Büyük Taarruz için görev teklif edilmiştir. Ancak Ali Fuat Paşa görevi kabul etmemiş, bunda da İsmet Paşa’nın cephe kumandanı olmasına bağlamak gerekir.

Ali Fuat Paşa 2. Dönem TBMM.de ikinci reisliğe seçilmiş ve Lozan’ı tasdik eden oturumu kendisi yönetmiştir. Sonra bu görevinden ayrılarak Konya’daki 2. Ordu müfettişliğine başlamıştır. Arkadaşları Rauf Orbay, Dr. Adnan ve Refet Bele ile İstanbul’da iken, Ankara’da cumhuriyet ilân edilmiştir. (29 Ekim 1923).

“Ali Fuat Paşa ve Kazım Karabekir İzmir’de Mahkemeye giderken”

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve İzmir Suikastına Giden Olaylar

Ali Fuat Paşa ordu müfettişliğinden 30 Ekim 1924’te istifa ederek tekrar TBMM’ye katılır ve 17 Kasım 1924’de kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının genel sekreteri olur. 13 Şubat 1925’de başlayan Şeyh Sait İsyanı üzerine çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanununun görüşmelerinde İsmet Paşa ve şahinler ekibi derhal sıkı tedbirlerin alınmasını savunurken, Terakkiperver Parti sözcüleri olaya daha yumuşak bakmışlar ve görüş ayrılığına düşmüşlerdir.

Ali Fuat Paşa’nın “Halbuki bütün gayemiz, iktidarla muhalefetin yan yana çalışmasını temin etmekti. İktidara geçmek için fırka kurmamıştık.”dediği bu fırka çok uzun ömürlü olamamış, Şeyh Sait İsyanındaki ılımlı tavırları, “padişah ve saltanat yanlısı kişilerin partiyi ele geçirdiğine” dair görüşler neticesinde 5 Haziran 1925 tarihinde kapatılmıştır.

Parti kapatıldıktan bir yıl sonra ortaya çıkan Atatürk’e suikast girişiminde tutuklananlar arasında Atatürk’ün sıra arkadaşı Ali Fuat Paşa, Millî Mücadeleni ünlü komutanları Kazım Karabekir, Rauf Orbay ve Refet Bele de vardır. Millî Mücadele yıllarındaki birliktelikleri yeni kurulan cumhuriyet zamanında bir kez daha sekteye uğrayacaktır.  

“İzmir’de kurulan İstiklal Mahkemesi”
“İstiklal Mahkemesinin Meşhur üç Alileri Necip Ali , Kel Ali ve Kılıç Ali mahkeme salonuna hareket ederken.”

İzmir Suikastı ve Paşa’nın Tutuklanması

Politika sahnesi öyle uğursuz talih oyunlarına şahit olacaktır ki, kara eller en yakın arkadaşlar arasına kara perdeler indirecektir. Biri geleceğinin doruklarına tırmanırken, diğerleri inkâr ve terk edilmişliğin acı tadını yaşayacaktır. Gerçi beraat etmiştir ama, en yakın arkadaşına karşı suikast girişiminden tutuklanmış olması büyük üzüntü duymasına engel olamamıştır. Moskova Büyükelçiliğine gönderilmesi esnasında yaşadığı üzüntüyü bir kez daha yaşamıştır.

Bu kara günlerden birinde Ali Fuat Paşa da tutuklanmış ve sorgu için 26 Haziran Cumartesi günü Gülcemal vapurunda İzmir’e doğru gitmektedir. Gemide iken annesinin dört gün önce kuzguncukta kendisine söylediği “Harbiye’nin ilk sınıflarından beri kendisini tanıdığın arkadaşın Mustafa Kemal’den sana hiçbir fenalık gelmeyecektir, müsterih ol.”sözünü hatırlamış ve “bir gün Mustafa Kemal’i öldürmeğe teşebbüs etmek suçundan yargılanacağımı düşünemezdim.” şeklinde iç geçirmiştir.

“İzmir Suikasti Duruşmaları Sırasında İstiklal Mahkemesi (1926).
1- Refet (Bele) Paşa, 2- Kazım (Karabekir) Paşa, 3- Cafer (Tayyar) Paşa, 4- Ali Fuat (Cebesoy) Paşa, 5- Maliye Nazırı Cavid Bey, 6- Sabit Bey”

İzmir İstiklal Mahkemesinde Yargılanma, Tutuklamalar ve İdamlar

Suikastı tertip edenler 15 Haziran’da İzmir’de yakalanmışlardı. Anadolu Ajansı, 18 Haziran 1926 tarihli bülteninde İzmir suikast teşebbüsünü ilk defa olarak resmen haber vermiş ve Ankara İstiklâl Mahkemesinin İzmir’e gitmek üzere yolda olduğunu bildirmişti.

İzmir’de kurulan İstiklal Mahkemesinde okunan iddianameye göre “Şeyh Sait isyanı ile Şapka Meselesi dolayısıyla çıkan isyanlarda Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası azmettirici olmuş, bu şekilde iktidara gelemeyeceklerini anlayınca suikast tertip etmişlerdir.” Bu hazırlığı Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası yöneticilerinin de bildiğini ve hükümete bildirmediklerinden sorumlu oldukları belirtilmektedir.

Ali Fuat Paşa’ya göre mahkeme tarafından meclis mebuslarının tutuklanması mevcut kanunlara aykırı olduğu gibi meclisin tatilde iken acilen meseleyi görüşmek için toplanması gerektiği yönündedir.

“Bu, benim için çok ağır bir imtihandı. Çocukluk ve mektep arkadaşım Mustafa Kemal’in hayatına kastetmek gibi bir suçun omuzlarıma yüklenmesi çok acı bir kaderdi.”

Mahkeme kararını 14 Temmuz günü vermişti. Suçunu itiraf edenlerle birlikte 13 kişi idama mahkûm edilmiş ve o gece infazlar gerçekleşmişti. Ali Fuat Paşa’ya göre bu kararın verilmesinde “İsmet Pşa’nın 23 Haziran 1926’da İzmir’de yaptığı tasvipkâr beyanatının da İstiklâl Mahkemesi üzerinde takviye edici tesir yaptığından şüphe edilemezdi.”

Ali Fuat Paşa, Kazım Karabekir Paşa, Refet Bele ve Cafer Tayyar Paşa 15 Temmuz günü beraat etmiş ancak Ankara’da kurulan hükümetin ilk başvekili Rauf Orbay 10 yıl sürgüne mahkûm edilmişti. Ali Fuat Paşa bu durumu şöyle anlatmaktadır:

“Gündüz cereyan eden son celsede bize beraat ettiğimizi bildirdiler. Fakat bu öyle bir beraat kararı idi ki, mahkeme, müfrit ve partizan hüviyetini beraat kararını verirken bile muhafaza etmiş, ben ve arkadaşlarım suçsuz oluşumuzun rahatlığını bu yüzden tam mânası ile duyamıyorduk.”

“21 Haziran 1926 günkü Vakit gazetesínde yayınlanan ve suikastın yapılacağı noktayı gösteren kroki. Günümüzde bu nokta 853. sokak ile Anafartalar caddesinin kesiştiği noktadır.”
“(Millet: El Uzatanların Başını Ezerim) Suikast Davasından Sonra Yayımlanan Karikatür”

Askerlikten Emekli Edilmeleri

1927 senesinde İkinci Büyük Millet Meclisini yenilemek için yapılan seçimlere katılmayan Ali Fuat Paşa, 1933 senesine kadar siyasî hayatına uzunca bir süre ara vermiştir. Bunda İstiklal Mahkemesinde yargılanmaları etkili olmuştur. Mebus olmadığına göre eski mesleğine geri dönmesi gerekirken 5 Ocak 1927’de postacının getirdiği zarftan emekliye ayrıldığını haber almıştır.

Kendi ifadesi ile “İşte bu tomar kağıtla üç tanınmış generalin emekliliği tebliğ edilmişti. Hattâ Millî Müdafaa Vekâletinden şahıslarımıza hitaben bir tezkere yazılmak zahmetinde bile bulunulmamıştı. Parlak bir askerî hayatın sonunda böyle feci bir âkıbete uğrayacağım ömrümde hatırıma getirmemiştim. Bu âkıbet bana İstiklâl Mahkemesine götürülmemden daha acı gelmişti. Benimle beraber Kâzım Karabekir Paşa, Refet Paşa, Cafer Tayyar Paşa da emekliye ayrılmışlardı.”

Milli Mücadele kahramanları kendilerine söz hakkı verilmeden haksız bir kararla emekli edilmişler adeta bir kenara atılmışlardı. Ne hazindir ki emekli edildiklerine dair karar metninde sınıf arkadaşı Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal’in ve dönemin Başvekili İsmet İnönü’nün imzaları mevcuttur.(05/12/1927)

“Emekliye ayrılamalarına dair kararname
1-Ordu açığında Ferik (Paşa, Orgeneral) Kazım Karabekir ve Ali Fuat Paşaların cerayı tekaüdleri (emekli olmaları) tensip kılınmıştır. 2-İşbu kararnamenin icrayı ahkamına Müdafaai Milliye Vekili memurdur. 05/12/1927”
Türkiye Reisicumhuru
Gazi Mustafa Kemal

Beraat Kararından Sonra Gazi Paşa ile ilk Buluşma

Ali Fuat Paşa nasıl beraat ettiğini şöyle anlatmaktadır. Nafia Vekili Behiç Bey’den öğrendiğine göre önce Ali Fuat Paşa beraat ettirilmiş ondan sebep diğer paşaların beraatına karar verilmiş. Bunu da sekiz ay sonra bizzat Gazi Paşa ile bir yemekte öğrenmiştir.

“18 Mart 1927 akşamı, Nafia Vekili Behiç Bey vasıtasıyla ve onunla birlikte Gazi’ye davet edilmiştik. Sofrada şundan bundan bahsediliyordu. Bir ara Gazi bana döndü:

– Söyle Paşam, niçin bu işler böyle oldu? Dedi.

Bunun üzerine eğer Meclis acilen toplansaydı ve meselenin içyüzü ortaya çıkarılsaydı böyle olmazdı dedim. Beni en çok üzen, sizin benim hakkımda yanlış bir kanaate sahip olmanız endişesiydi. Görüyorum ki, bana karşı emniyetiniz devam ediyor. Bu beni teselli etmeye kâfidir.

Bir müddet sonra sofraya döndüğümüz zaman hazır bulunanların gözleri bize çevrilmişti. Neler olduğunu anlamak istiyorlardı. Biz, iki eski arkadaş gibi yerlerimize oturduk.

Bir aralık Gazi herkesin huzurunda bana:

-Paşaları senin hatırın için affettirdim… dedi.”

Diğer paşalar Ali Fuat Paşa’nın affedilmesine bağlı olarak affedilmişlerdi. Ya tersi olsaydı? Ya affedilemeseydi? Mahkemeye çıkarılmaları ve yargılanmaları nasıl olduysa aynı şekilde berat etmişlerdi.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ali Fuat Cebesoy 1948”

Tekrar Siyasete Nasıl Girdi

Paşa 1933 yılına kadar TBMM’de görev almayarak köşesine çekilmiş, IV. dönemde Atatürk’ün isteği üzerine CHP’de boşalan Konya milletvekilliğine bağımsız aday gösterilmiştir. (10 Haziran 1933). Bundan sonraki V. Dönemde yine bağımsız Konya milletvekilidir.

Atatürk’ün ölümünden sonra İsmet Paşa’nın daveti üzerine CHP’ye girer ve VI. Dönemde tekrar Konya’dan parlamentoya girer ve seçilerek Nafıa Vekilliğine getirilir. Kazım Karabekir’in ölümü üzerine TBMM, başkanlığına seçilmiştir (30 Ocak 1948). Bu dönemde Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’dür. Onunla savaş yıllarından beri fikir ayrılıkları olmuştur. Yerine Batı Cephesine komutan olarak atanması da cabasıdır. O da Mustafa Kemal gibi bu muzaffer komutana karşı mahcuptur. Ancak Ali Fuat Paşa İsmet İnönü ile hayatta iken kırgınlıkları bir kenara bırakmış davetine icabet etmiştir.

14 Mayıs 1950 seçimlerinde Demokrat Parti’den bağımsız Eskişehir Milletvekili seçilen Ali Fuat Cebesoy’un bu görevi 1954 ve 1957 seçimlerinde de bağımsız İstanbul Milletvekili olarak devam etmiştir. 27 Mayıs Darbesi sırasında tutuklanarak Yassıada mahkemelerinde bir kez daha yargılandı. Serbest kaldıktan sonra bir daha siyasete dönmedi ve son yıllarını İstanbul’da hatıraları ile baş başa geçirmiş ve 10 Ocak 1968’de 86 yaşında İstanbul’da vefat etmiştir.

“Ali Fuat Cebesoy’un cenaze töreni. 11 Ocak 1968”

Bütün olan-bitene rağmen, çok sonraları, hatta ölümüne yakın günlerde yazdıkları ve söyledikleri içinde, Ali Fuat Paşa’nın Mustafa Kemal’e en ağır eleştirisi bir arkadaş siteminden ileri geçmemiştir. Ona göre Mustafa Kemal milli liderdir, büyük inkılâpçıdır, kadronun en ileri görüşlüsüdür. Karşısındakini ikna etmesini çok iyi bilen usta bir aktör ve parlak bir zekâdır. Mustafa Kemal’i en iyi tanıyan da kendisidir zaten.

Anılarında belirsiz bir pişmanlığın izleri belirgindir. Bu iz arkadaşında da yok muydu? Atatürk’ün ölüm yolculuğunda başı yastığa düşerken, sadece onu başucunda görmek istemesi, son günlerinde Savarona yatında yirmi iki gün birlikte kalmaları, hayatta iken tekrar milletvekili olması için teklif etmesi, son görüşmelerinde “Paşa, senin kadar vefakâr ve feragat sahibi bir arkadaş olamaz”sözleri acaba kader arkadaşı sınıf arkadaşı Salacaklı Ali Fuat’a duyulan pişmanlığın eseri değil midir?

Atatürk’ün sağlında Atatürk ile arasını düzeltmiş olan bir diğer isim ise Refet Bele’dir. 1935 yılında Atatürk’ün desteği ile İstanbul milletvekili olmuştur. Rauf Orbay ise 1933 yılında cumhuriyetin onuncu yılı sebebiyle çıkarılan af sayesinde 1935 yılında akrabalarının ısrarı sayesinde yurda dönebilmiştir. Kazım Karabekir de Atatürk’ün sağlığında Atatürk ile görüşememiştir görüşmek için çeşitli denemeler yapılmış ancak başarılı olamamıştır. Tüm bu komutanların ortak bir şikâyeti vardır; Atatürk’ün çevresi. Atatürk son günlerinde Karabekir ile görüşecekken çevresinin bunu Karabekir’e anlatmadığı söylenmektedir. Son günlerinde sık sık saraya giden Ali Fuat Paşa Atatürk’ün kendisi ile görüşmek istediğini ancak bir tülü görüştürülmediğini söyler ve buna engel olanlara lanet etmektedir.

Geyve’de Muzaffer Bir Komutan Yatıyor

10 Ocak 1968’de vefatı sonrası vasiyeti üzerine cenazesi Geyve’de kendi adı verilen Ali Fuat Paşa kasabasındaki cami avlusuna askeri törenle defnedilmiştir.

Ali Fuat Paşa’nın Meclis Başkanı olduğu dönemde, Millî Mücadele yıllarında karargahını kurduğu Geyve İstasyon Köyü (Köprübaşı) halkı Ali Fuat Paşa’yı unutmamış, köy ihtiyar kurulunun aldığı karar gereği meclise başvurarak köylerinin isminin Ali Fuat Paşa olarak değiştirilmesini istemişlerdir. Bu başvuruya olumlu yanıt veren dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Geyve İstasyon köyünün ve Geyve İstasyonunun adını değiştiren kararı imzalamıştır. “Kocaeli İli Geyve İlçesi merkez bucağına bağlı İstasyon Köyü adının Kurtuluş Savaşında Geyve Boğazı ve bilhassa bu köyün civarındaki Parla Tepesinde bilfiil top ve makinalı tüfekleri kullanmak sureti ile kahramanlıklar ve yüksek dirayet gösteren evvelce Ulaştırma Bakanı şimdi de Büyük Millet Meclisi Başkanı bulunan Ali Fuat Paşanın da muvafakati alınmak sureti ile” 21 Ekim 1948 tarihinde İstasyon Köyünün (Köprübaşı) ve istasyonun adı “Ali Fuat Paşa” olarak değiştirilmiştir.

Hayatta iken Geyve’ye gelen Paşa’ya Geyveliler büyük sevgi gösterisinde bulunmuşlardır. Adeta Millî Mücadele yıllarında Ali Fuat Paşa’nın yaptığı fedakarlığa karşı vefa borçlarını beldelerine ismini vererek ödemek istemişlerdir. Bugün Geyve Ali Fuat Paşa Mahallesinde tarihi köprünün hemen yanı başında muzaffer bir komutan ve bir tarih yatmaktadır.

Allah rahmet eylesin.

Yavuz ŞENGÜL
Tarihçi – Eğitimci

Yorum Yaz

Başa dön tuşu