BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE ALİ FUAT PAŞA-1 (Yazı: Yavuz ŞENGÜL)

Tarihçi-Eğitimci Yavuz ŞENGÜL'den Ali Fuat Paşa'nın bilinmeyen yönleri ile ilgili bir yazı.

Mustafa Kemal’in sınıf arkadaşı ve yoldaşı, Nazım Hikmet’in dayısı, ilk büyükelçi (Moskova), Geyve Boğazını ve Geyve’yi savunan Millî Mücadelenin muzaffer komutanı, Mustafa Kemal’e tertip edilen İzmir suikastında tutuklanan, Geyve’de İstasyon (Köprübaşı) Mahallesine adı verilen Ali Fuat (Ali Fuat Paşa) Paşa’nın bilinmeyen hatıraları…

Vefatının seneyi devriyesinde Ali Fuat Paşa’yı mukaddes hatıralarından yola çıkarak yad etmek Geyve ve Türk tarihi açısından yerinde olacaktır.

Sınıf ve sıra arkadaşı Mustafa Kemal’le Harp Akademisinden yeni mezun olmuşlarken neden tutuklanarak cezaevine gönderilmişlerdi?

Geyve Boğazının önemi nedir? Geyve’yi ve boğazı nasıl savunmuştur?

Millî Mücadelenin ilk yıllarındaki başarıların rağmen neden Moskova’ya elçi olarak gönderilmişti? Bu bir mükafat mıydı? Yoksa bir ceza mıydı?

Salacaklı Ali Fuat

Ali Fuat Paşa’nın babası İsmail Fazıl Paşa 1853 Girit Kandiye doğumlu ve Ada’ya ticaret amacıyla Söke’den göçen Cebecioğullarından İbrahim Ağa’nın oğludur. Ali Fuat Paşa’nın annesi Zekiye Hatice Hanım, Müşir Mehmet Ali Paşa’nın kızıdır. (Müşir Mehmet Ali Paşa, aslen Alman’dır. Asıl ismi Karl Dietrich’tir. 1853 yılında I. Abdülmecid zamanında, Müslüman olmuş, Osmanlı ordusunda paşalığa kadar yükselmiş, 93 Savaşı’nda (1877-1878) Tuna Orduları Başkumandanı iken şehit düşmüştür.) İsmail Fazıl Paşa, Zekiye Hatice Hanım ile 1879’da evlenmiştir. (İsmail Fazıl Paşa da babası gibi bir Osmanlı subayı olup milli mücadele yıllarında ilk mecliste mebus olmuştur.) Bu evlilikten Mehmet Ali (1880) ile Ali Fuat (1882) doğacaktır. Ali Fuat Paşa hiç evlenmemiş, ağabeyi Mehmet Ali Bey ise Mütareke dönemi Dahiliye Nazırlarından Mehmet Ali Bey’in (Gerede) kızı Leyla Makbule hanımla evlenmiştir. Halen hayatta olan Ayşe Ali Fuat Paşa (Sarıalp) ile Prof.Dr. İsmail Fazıl Ali Fuat Paşa bu ailenin çocukları ve Ali Fuat Paşa’nın yeğenleridir.

Sınıf ve Sıra Arkadaşım Mustafa Kemal

Ön sırada en solda Selanikli Mustafa Kemal. yanında Salacaklı Ali Fuat, yanında Ömer Abdülkadir Yanya, başta Ispartalı Faik.

Salacaklı Ali Fuat ile Selanikli Mustafa Kemal, 1898-99 yılında asıl adı “Mekteb-i Harbiye-i Şahane” olan Harp Okulu’nda sınıf ve sıra arkadaşı olmuşlardır.  Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisinden (lisesinden) mezun olmuş doğrudan harp okuluna girmiştir. Ali Fuat ise Fransız Sen Joseph İdadisinden (lisesinden) mezun olup imtihanla askeri harp okuluna girmiştir. Ali Fuat’ın ağabeyi Mehmet Ali Bey de Kuleli Askeri İdadisinden mezun olmuş aynı okulda üçüncü sınıftadır. Mustafa Kemal ile Ali Fuat aynı sınıfta okula başlamışlardır. Ali Fuat sınıfta yeni olduğu için arka sıralarda oturmaktadır. Kendisi Fransızca’yı iyi bildiği için Mustafa Kemal tarafından yakın ilgiye tabi tutulmuş, en ön sıraya kendi yanına davet etmiştir. Şimdi en ön sırada başta Ispartalı Faik, sağda Ömer Abdülkadir Yanya, ortada Ali Fuat ve sol tarafta Mustafa Kemal vardı.

Mustafa Kemal’in Harp Okulu’ndan sınıf arkadaşı olması Ali Fuat Paşa’nın gelecekteki kaderini belirleyecektir.

Askeri Harp Okulundan önde sağdan ikinci Selanikli Mustafa Kemal solunda Salacaklı Ali Fuat

“İşte, Türk tarihine şan ve şeref veren aziz ve rahmetli arkadaşım Mustafa Kemal ‘i böyle tanımıştım.” A.F.P.

Harp Akademisi’nden Zindana

1904 yılı aralık ayında Harp Akademisi’ni bitiren Ali Fuat ve Mustafa Kemal Kurmay Yüzbaşı olarak diploma almışlardır.  Mustafa Kemal beşinci, Ali Fuat sekizinci olarak mezun olmuştur. Mezun olduktan sonra görev yerlerini İstanbul’da beklerken bir taraftan hazırlık yapmaktaydılar. Ali Fuat gibi evi İstanbul’da olmayan Mustafa Kemal ve tayinlerini bekleyen birkaç Yüzbaşı Sirkeci’de bir pansiyon tutmuşlardı. Ara sıra bu pansiyonda toplanılıyor, memleket meseleleri üzerinde konuşuluyordu.

Böyle bir günde Yüzbaşı Ali Fuat Yıldız Sarayına götürülür ve sorguya çekilir. Suçları, aralarında para toplayıp, Padişaha ramazanın on beşinde Topkapı Sarayı’ndaki Hırka-i Şerif ziyaretine gideceği sırada arabasına bomba atılmak üzere bir suikast hazırladıkları, bunun için bir komite kurdukları, komitenin liderinin de Mustafa Kemal olduğudur. Mustafa Kemal, Ali Fuat ve arkadaşları ne kadar yalanlasalar da suçsuz olduklarını söyleseler de zindana atılmaktan kurtulamazlar. İsnat edilen suçlarla ilgili herhangi bir delil bulunamayınca zindanda geçen yirmi gün sonra Ali Fuat, bir ay sonra da komitenin lideri Mustafa Kemal ve diğerleri serbest bırakılmıştır. Kendilerini bu durumdan kurtaran ise zamanın Seraskeri Rıza Paşa olmuştur. Asıl cezaları Rumeli’nde bulunan 3. Orduya tayin beklerlerken Şam ve Beyrut’ta bulunan 5. Orduya tayin olmalarıdır. Yine iki sınıf arkadaşı aynı görevle aynı orduya tayin olmuşlardır.

“Mektep sıralarındaki yakın dostluğumuz ve arkadaşlığımız ordu saflarında da devam ettirecek olmanın verdiği sevinci anlatamam.” A.F.P.

Mustafa Kemal Şam’da görev almış, Ali Fuat ise Beyrut’a tayin olmuştur. İki sınıf arkadaşı değişik zamanlarda general olmuşlardır. Mustafa Kemal, 1 Nisan 1916 ‘da general üniformasını giydiğinde henüz otuz beş yaşında idi. 16. Kolordunun kumandasını üzerine almıştı. Ali Fuat Paşa, o zaman Kafkas cephesinde 5. Tümen Kumandanı idi, rütbesi kurmay albaydır. Ali Fuat Paşa ise generalliğe 1918 yılında terfi etmiş ve 20. Kolordu’nun komutanı olmuştur.

Millî Mücadelenin Başlaması ve 20. Kolordu Kumandanı Ali Fuat Paşa

Mütareke üzerine Mustafa Kemal’in Yıldırım Orduları lağvedildiğinde, Ali Fuat Paşa da kolordusunu İslahiye’ye kadar geri çekecektir. Mustafa Kemal Paşa Kasım 1918’de İstanbul’a döndüğünde, Osmanlı Payitahtı artık işgal altındaydı. Mütareke hükümlerine göre Osmanlı orduları silahını bırakıyor, askerini terhis ediyordu.

Ali Fuat Paşa cephede

Mustafa Kemal daha İstanbul’dayken Ali Fuat Paşa’ya “Bu kolordunun (20. Kolordu) başında bulunmalısın, bundan sonra ehemmiyetli şeyler olacaktır. Kolorduna hâkim ol. Etrafına emniyet ver. Hele halk ile yakın temas et” demesi önemlidir.

Samsun’la başlayan Millî Mücadele, Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas kongreleri ile devam etmiştir. Bu süre içinde Ali Fuat Paşa 20. Kolorduyu Ankara’ya getirmiş ve Mustafa Kemal’i Ankara’da karşılamak üzere hazırlık yapmıştır. 20. Kolordu ilerleyen günlerde Batı cephesinde tesis edilecek olan düzenli ordunun ilk çekirdeğini oluşturmuştur Ankara, Milli Mücadele boyunca en fazla subay ve er şehit veren bir vilayet olmuştur.

Eskişehir-İzmit Hattında Geyve Boğazının Önemi

Sivas Kongresi’nin toplandığı günlerde İngilizler bir hareketlilik içine girerler. Bu hareketliliğin sebebi İstanbul-Eskişehir ve Eskişehir-Konya güzergahı üzerinde bulunan demiryollarının işgali suretiyle Yunan ilerleyişini kolaylaştırmaktır. Paşa, bu durumu haber alır ve Sivas Kongresi’ne yolladığı bir telgraf vesilesiyle Geyve Boğazı’nın önemine işaret eder. Bu boğazı her ne pahasına olursa olsun savunacağını bildirir. Zira Geyve’nin düşmesi demek orta Anadolu yaylasının İngilizlere açılması demektir.

Ali Fuat Paşa, Türkiye’nin işgali sırasında İzmit’ten Ankara’ya ilerleyen İngiliz birliklerine ateş açma emrini vererek Kurtuluş Savaşı’nı fiilen başlatan ilk komutandır.

Ali Fuat Paşa, bölgeye kuvvet sevk ederek evvela Geyve Boğazı’nı kontrol altına alıp, buraya ulaşan demiryollarını tahrip eder. 1920 Mayıs ayı da Düzce-Hendek isyanlarının bastırılması ve Geyve Boğazı Muharebeleri ile geçmiştir. Ali Fuat Paşa Geyve Boğazında gerçekleşen muharebeyi şu şekilde anlatmaktadır:

“26 Nisan 1920’de Bursa’dan Lefke’ye gelmiş ve oradan acele ile Geyve’ye hareket etmiştim. Asilerin ani bir baskınla Geyve Boğazına saldıracakları haberini almıştım. Bunun üzerine Doğançay-İkramiyeyi tahkim edip buraya kuvvetler yerleştirmiştim. Geyve boğazında geçirdiğim günler, milli mücadelenin başlangıcından beri geçirdiğim günlerin en müşkülü ve sıkıntılısı idi. 15 Mayıs günü Doğançay’da asilerle kısa bir çatışma olmuş, asi lideri Anzavurun “Ali Fuat Paşa teslim ol!” sözlerine aldırış etmeden karşılık vermiş, akşama doğru asiler İzmit’e doğru kaçışmışlardı.”

17 Mayıs günü asilerin üç yüz kadar süvari ve makineli top ile Geyve istasyonuna yürüdüklerini haber almıştık. Hızlıca Geyve İstasyonuna hareket ettik. 30 kadar neferle bize katılmış olan istihkâm mülâzımı Mekki Efendi bölüğü Sakarya köprüsünün savunacak, Yaverim İdris Çora Bey ambar neferleriyle topu ve makineli tüfeği ambarlardan çıkartarak istasyonun doğusundaki taşlı tepeye (Parla Tepesi) çıkartacak ve orada mevzilenecekti.

Cebel topunun başına ben, makineli tüfeğin başına yaverim İdris Çora Bey geçmişti. Âsiler evvelâ benim atış menzilime girdikleri için ben toplumla onları karşılamıştım. Yaverim İdris Çora Bey’in makineli tüfeğiyle yapmış olduğu atışlar daha çok isabetli olabilmişti. Bu makineli tüfek ateşiyle asilerin istasyona girmesine yarım saatten fazla engel olunabilmişti.

Bundan sonra, asiler köprüyü yaya olarak elimizden almak istemiş iseler de istihkâm bölüğü köprüyü başarılı bir şekilde savunabilmişti. Yapmış olduğumuz başarılı müdafaa neticesinde Anzavurun ve asilerin Sakarya’nın şarkına geçmesine mâni olunmuştu.

Sonuna kadar azim ve sebat, her olmazı mümkün kılar» sözüne, bu müdafaa olayı güzel bir misal teşkil edebilmiştir.”

20. Kolordu Kumandanı

Miralay Ali Fuat Paşa

Cepheden Moskova Büyükelçiliğine…

Batı cephesi komutanı olarak görevlendirilen Ali Fuat Paşa, ilk iş olarak düzenli bir ordu kurmaya çalışmak olmuştur. Yunan ordusunun İzmir’i işgal etmesi ve Ege üzerinden Ankara’yı tehdit etmesi üzerine karargahını Eskişehir’de kurmuştur. Ali Fuat Paşa’nın ordusuna ek olarak milis kuvvetlerden Demirci Mehmet Efe ve Çerkez Ethem’in birlikleri bulunmaktadır. Yunan ilerleyişini durdurmak için Gediz harekâtı yapılır ancak (Ali Fuat Paşa’ya göre) Çerkez Ethem’in kuvvetlerinin isteksiz savaşmaları harekatın başarısız olmasına ve birliklerimizin geri çekilmesine sebep olmuştur. Artık Ali Fuat Paşa’ya karşı Ankara’da güvensizlik rüzgarları esmeye başlamıştır. Bu süreç Ali Fuat Paşa’nın Moskova Büyükelçiliğine atanması ile sonuçlanacaktır.

Ali Fuat Paşa kendisine duyulan güvensizliği sebeplerini şöyle sıralamaktadır:

“Gûya ben muntazam olmayan askerî teşkilâta taraftarmışım, muntazam bir ordunun teşkili ve kuvvetli bir disiplinin taraftan değilmişim, sevk ü idarede aczim varmış, şunun ve bunun tesiri altında kalıyormuşum, Gediz taarruzunu Kuvâ-yı Millîye Başlarken Çerkez Ethem’in telkinatına tabi olarak yapmışım, Ethem’e karşı zayıfmışım, Erkân-ı Harbiye-i Umumiye’nin emirlerini dinlemiyormuşum.”

Eskişehir’de Yunanlılarla yapılacak olan savaş hazırlıkları yaparken Ali Fuat Paşa Ankara’ya çağırılır. Ankara’da muzaffer bir komutan edası ile karşılanır. Ali Fuat Paşa bu duruma şaşırmıştır. Mustafa Kemal Paşa, Ali Fuat Paşa ile tren kompartımanında bir konuşma yapar. Mustafa Kemal Paşa, sınıf arkadaşının meclisin iradesi gereği cephe komutanlığından azledilip Moskova’ya elçi olarak gönderileceğini bildirmektedir. Bu Ali Fuat Paşa için beklenmedik bir haber olmuştur. Bu zamana kadar vatan savunması için çalışmış, cepheden cepheye koşmuş, şimdi can yoldaşı tarafından bütün bunlardan uzağa gönderilmek isteniyordu. Hatta tren vagonlarının zabitler tarafından didik didik aranması haberi yaveri tarafından verildiğinde daha da büyük hüsrana uğramıştır. Bu itimatsızlığın, bu muamelenin nedeni nedir? Kendisine itimat edilmiyorsa neden Moskova’ya elçi olarak gönderiliyordu? Buna bir türlü anlam veremeyen Ali Fuat Paşa büyük bir fedakârlık örneği gösterip Moskova’ya elçi olarak gidecektir.

Mustafa Kemal Paşa “hükümetimizle Rus hükümetinin bir an evvel münasebet tesisi hususundaki ehemmiyeti” üzerine Ali Fuat Paşa’nın hükümeti temsilen Moskova Büyükelçiliğine görevlendirildiğini tebliğ etmiştir.

1922 yılında Moskova’dan döndüğünde meselenin aslını Ahmet İzzet Paşa’dan öğrenmiştir. Ali Fuat Paşa:

“O dönemde İngilizler İstanbul Hükümeti ile, İstanbul Hükümeti de Ankara ile barış yapmak istemektedirler. Ancak Ali Fuat Paşa’nın cephede kazanılan başarıları buna engel olmaktadır. Ali Fuat Paşayı Mustafa Kemal Paşadan ayırabilecek olurlarsa Fevzi Paşa ile İsmet Bey gibi mutedil(ılımlı) kumandanlarla Mustafa Kemal Paşanın fazla mukavemet edemeyeceğini sanıyor ve bunun üzerine anlaşmanın daha kolay olacağı fikrini taşıyorlardı. Mustafa Kemal Paşa hem savaşta gevşemememizi düşünmüş ve hem de milli mücadeleye beraber başlayıp sonuna kadar beraber yürümek istediği arkadaşını diğer mühim bir vazifeye tayin ettirmek suretiyle bu ilginç ve karışık meselenin en iyi hal suretini bulmuştu.”

Kazım Karabekir ile Terakki Perver Cumhuriyet Fırkasını nasıl kurdular?

İzmir sukiastine karıştı mı? Yoksa bir komplo muydu?

Büyük paşalarla birlikte nasıl emekli edilmişlerdi?

Yeğeni Nazım Hikmet’i nasıl savunmuştu? Mustafa Kemal Nazım Hikmet’i sever miydi?

Mustafa Kemal hayattayken yaşadıkları fikir ayrılıkları, pişmanlıkları nelerdi?

Tekrar siyasete nasıl girdi? İsmet İnönü ile arkadaşlığı nasıldı?

Geyve’de İstasyon (Köprübaşı) Mahallesine adı nasıl verildi?

Cevaplar yazının ikinci bölümünde…

Yavuz ŞENGÜL
Tarihçi, Eğitimci

Yorum Yaz

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu