fbpx

Coğrafi Özellikler

COĞRAFİ KONUM

29 derece 55 dakika 34 saniye, 30 derece 30 dakika 57 saniye doğu meridyenleri ile 40 derece 18 dakika 28 saniye, 40 derece 40 dakika 16 saniye kuzey paralelleri arasında yer alır. Sakarya’nın güneyinde, Samanlı Dağlarının yükseltisi az uzantıları arasında, Sakarya nehrinin güney tarafında kurulmuş, 780 km yüzölçümlük ilçe merkezinin denizden yükseltisi  74-80 m , dağlık bölgelerde 700-1500m arasında değişir. Samanlı dağlarının, güneydoğu bölümünde, güney kesiminin dağlık bölgesi ile Gemlik Körfezi, İznik depresyonu doğuya doğru gidildiğinde devamı gibi görünen Pamukova depresyonu sınırlarını içine alır. Geyve Boğazı adlı yanma vadi Pamukova depresyonu ile kuzeydeki Adapazarı depresyonu arasında kuzey-güney istikametinde açılmış, kara ve demir yolunun geçtiği, aynı zamanda Sakarya’nın kuzeyden boğazı yararak aktığı geçittir.

Coğrafi konumu itibariyle bir geçiş noktası özelliği taşıyan Geyve, İstanbul-Eskişehir kara ve demir yollarını bünyesinde barındırır. Geyve’ye gelecek için hayat verecek özelliklerden biride tarihi ipek yolunun canlandırılması projesidir. Bu yolun yapımıyla Ankara istikametine ulaşım rahatlayacak ve bölge ekonomisi bundan mutlak suretle istifade edecektir.

Geyve’nin en önemli güzelliklerinden biride yaylalarıdır. İnsanların yazları serinleyip, rahatlamak için koşabilecekleri pek çok doğal mekan bulunmaktadır.

Geyve boğazından (Canbaz Boğazı) çıkıldığında Pamukova uzantısıyla  karşılaşılır. Pamukova sonrası tekrar vadi daralır ve boğaz halini alır. Geyve boğazı denilen bölgede uzun ve derin bir oluğa dönüşür.

Sakarya Nehri ovada pek çok kurum yaparak akar. Taban suyu yüksek olan nehir özellikle mart ve nisan aylarında taşarak ovayı basar. Sakarya Nehri, Eskişehir’in Çifteler ilçesi yakınlarında doğar, Karasu’dan Karadeniz’le buluşur. 824 km uzunluğa sahip olan Sakarya Nehri Göksu Irmağının kolunu alıp Sakarya’ya doğru ilerlerken Osmaneli ve Göynük Çayını da bünyesine katar. Pamukova’nın güneyinden Pamukova’ya ulaşır, burada Geyve suyunu da alıp, Geyve boğazından akarak Adapazarı’na ulaşır

Geyve’nin doğusunda Mancarlı yöresinde doğan Karaçay deresinin uzunluğu 29 km‘dir. Önce Secdedere sonra Karaçay adlarını alarak güneybatıya doğru akar. Güneydoğudan gelen Karakaya deresi ile birleştikten sonra Karasular mevkinde Sakarya Irmağı ile

birleşir. Akçay deresi ise Geyve’nin kuzeybatısında bulunan Eskiyayla yöresinden doğar, çok sayıda küçük dereyle birleştikten sonra Adliye köyü kenarından Sakarya katılır

İlçenin nehir taraflarında kurumuş bataklıkların olması ve yer yer rastlanan sazlıklar, Sakarya Nehri’nin pek çok kez yatak değiştirdiğini göstermektedir.

FİZİKİ ÇEVRE

Yüzey Şekilleri

Samanlı dağları,Marmara Denizi’nin doğu kısmından, İzmit Körfezinin güneyinden doğuya doğru devamı görülen yüksek kütle, batıda Armutlu Yarımadası’ndan başlar. Geyve Boğazının teşkil ettiği mühim geçit, devamında batıya doğru boydan boya Pamukova depresyonu, Samanlı Dağları’nın güneydoğu bölümünü oluşturur. Batıda Keltepe’den doğuda Sakarya Nehri tarafından açılmış olan Geyve Boğazına kadar devamlı bir şekilde görülen bu yüksek kütle Samanlı Dağları’nın güneydoğu bölümünün güney kısmını teşkil eder. Bu dağın antik çağdaki adı “Argonthonia” idi. En yüksek yeri 1602 m ile Keltepe’dir.Geyve Boğazı adlı yanma vadi Pamukova depresyonu ile kuzeydeki Adapazarı depresyonu arasında kuzey-güney istikametinde açılmış, kara ve demir yolunun geçtiği, aynı zamanda Sakarya’nın kuzeyden boğazı yararak aktığı geçittir.

Bölgenin Jeolojisi ve Jeomorfolojisi     

Bölgemizde tespit edilen en eski arazinin yaşı permiyendir. (Halıpınar grubu) Bunun üzerinde ise diskordant olarak üst Kretasa, Paleosen ve Neojen gelir. Permiyen ve Permiyen öncesi araziler çeşitli metamorfik kayaçlardan (çoğunlukla epizon) oluşmuştur. Bunlar yeşil şist tasiyesindeki pelit ve psammitlerden oluşmuşlardır. Bu metamorfikler yer yer granitler ıntrüzyonlar şeklinde parçalanmışlardır. Temel arazi üzerindeki diskerdontokrak üst kratase-paleosenformasyonları çoğunlukla kalker fasiyesindedir. Ortalama 3-4 bin metre kalınlıktadırlar.Bölgede ilginç ve tropik bir dağ-ova ilişkisi göze çarpar. Üst mesozoik, alt tersiyer kalkerlerinin içinde kabaca eksen doğrultusundaki Pamukova ovası çok büyük bir ihtimalle hem genç tektoniğin hem de farklı aşınımın sonucu olarak ortay çıkmıştır. Ovadaki alüvyonların kalınlığı muhtemelen neotektonikle ilgilidir. Yeni ovanın oluşumunda birden fazla etken söz konusudur. Nitekim ova kenarındaki genç fay diklikleri bunun kanıtıdır. Lapya ve dolinlerde dikkat çekmektedir. Lapyalara en tipik olarak 50-60 derece eğimli yamaçlarda rastlanmaktadır. Bunlar kanalcıklı ve oluklu lapyalardır. Çatlaklı olan kıvrımlarda ise diaklozlapyaları görülür. Polinler ise genellikle tektonik hareketlere uygun olarak sıralanmışlardır. Alüviyal vadilerin dezorganizasyonu sonucunda oluşmuşlardır.

İKLİM ÖZELLİKLERİ

A) SICAKLIK

Kış aylarında sıcaklığın en düşük olduğu ay ocak ayıdır. (4°,8°) Şubat ayından itibaren tedricen yükselmeye başlayan sıcaklık değerlerine temmuz ayında erişilir. (23,1 C°) Temmuz ayından itibaren sıcaklık tekrar düşüşe geçer. Amplitüt 18,3 derecedir. Bu durumuyla bölge sıcaklık rejimi bakımından da orta kuşak oseanik termik rejim tipine girer. Hiçbir zaman sıcaklıklar 0 C°altına düşmez. Ortalama yüksek sıcaklıklar en yüksek değerlerine ağustos ayında (28,6 C°) erişir. Mutlak maksimum değer ise 36,1 C°ile yine ağustos ayında yaşanmıştır.

B) YAĞIŞ

İklim elemanları içinde en fazla değişen yağıştır. Yıllık yağış tutarları yıldan yıla farklar gösterdiğinden bölgede belirlenen yıllık yağış miktarı 565,3 mm’ dir. Bu yağışların büyük çoğunluğu kışın düşer.  Kış yağışlarının yıllık yağışa oranı %38,5 olmasına rağmen yağışın mevsimlik dağılışında anormal ekstrem değerler göze çarpmaz. Bütün aylar yağışlı olmakla beraber maksimum değerler kışa ve ilkbahara (sırasıyla %38,5-%24) minimum yağışlar ise sonbahar (%22.3) ve yaza (%15,2) isabet eder. Akdeniz iklimine nazaran yaz aylarında rastlanan bu yağış fazlalığı Sakarya Vadisi boyunca içerilere sokulan Karadeniz’in nemli havasıyla ilgilidir.Aynı miktarlardaki yağışın zeminin nemlilik derecesi üzerindeki tesiri çeşitli faktörlere bağlı olarak bir yerden diğerine, bir devreden diğer devreye göre değişir. Bu durum yağış tesirlilik indisi terimi ile ifade edilir. Sağanak yağışları yağış tesirlilik indisi azaltan bir unsur olarak görülür. Zira yıllık yağış miktarının büyük bir kısmı ise sathi akışla kaybolur.

24 saatte düşen yağış miktarları incelendiğinde az şiddetli ve çok şiddetli yağışlar normal yağışlara nazaran son derece azdır. 24 saat içinde düşen yağışların %95’i 25 mm’ nin altında olup, sağanak karakterde değildir.

Nisan-Ekim arası kurak aylar olarak gözükse de toprakta kış aylarında depo edilen suyun kullanılmasıyla gerçek kurak devre, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül aylarında yaşanmaktadır. Depolanan su 7 aylık kurak devreyi 3 ay kısaltmaktadır. Topraktaki su noksanlığı oranı haziranda 79,4 mm, temmuzda 106,5 mm, ağustosta 79,8 mm, eylülde 50,6 mm’dir.

C) RÜZGAR

Bir yerdeki rüzgar durumu o yerdeki rüzgarın çeşitli yönlerden esme sayılarının, bunların hızlarının ve hakim olan yönünün tespiti ile ortaya konulabilir.

Bölgemizde kış için ocak, yaz için temmuz ayı rüzgar durumu ele alınarak yapılan gözlemler sonucunda Rubinstein formülüne göre ocak ayında hakim tek rüzgar istikameti vardır. Bu aydaki hakim rüzgar %26,2 frekansla 527 W’ dır. Ocak ayında rüzgarların genellikle güney sektörde toplanmış olmasının kış aylarında sıcaklığın biraz daha artmasına sebep olması dolayısıyla önemi büyüktür. Temmuz ayında da tek bir hakim rüzgar yönü istikameti vardır. Bu aydaki hakim rüzgar yönü 32,3 frekansla kuzey  13,5 °C derecedir. Yaz mevsiminde rüzgarların kuzey sektöründen esmesi Sakarya Vadisi boyunca Karadeniz’den gelen nemli havayı beraberinde taşıması bakımından bitki örtüsü üzerinde olumlu etkiler yaratır.

Köppen’in iklim sınıflandırılmasında bölgemiz, C56 harfleri ile ifade edilen orta kuşak içinde Subtropikal (Akdeniz) iklim tipine girer. Bu iklim tipi doğrultusunda kışı ılık ve yağışlı, yazı sıcak ve kuraktır.

Thornwhite metoduna göre ise bölgemiz C1B2 ‘S harfleri ile ifade edilen kurak az nemli ikinci dereceden mezotermal su fazlası kış mevsiminde ve orta derecede olan iklim tipi ile karakterize edilir.

D) BİTKİ ÖRTÜSÜ

Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgemizde bitki örtüsü, sözü edilen iklim şartları ile büyük uygunluk içindedir. Bölgenin ve çevresinin tabi bitki örtüsünü ormanlar teşkil eder. Bu ormanın hakim elemanı Karaçam’ın meydana getirdiği kuru orman tipidir. Tepelik alanlar tamamıyla karaçamlarlarla kaplıdır. Sadece ovanın kuzeybatısında Karaçamın yerini meşe ormanlar alır. 800-900 m’ ye ulaşıldığında yağışlara paralel olarak kayınlar görülür. 300-400 m civarında ise karaçam ormanlarının tahrip edilmesi dolayısıyla yerini makiye bırakır. Karaçamların tahrip edilmeyenleri 10-15 m’ye varan boyları ve geniş cüsseleriyle oldukça gelişmişlerdir. Bunlar arasında parçalar halinde meşe, saplı meşeler görülür. Karaağaç, akağaç, akçaağaç, sarıçam, kayın ve titrek kavak diğer görülen ağaç türleridir. Karaçam ormanları oldukça çeşitli fakat çoğunluğu kurakçı karakterli olan ağaççık katurada sahiptir. Bu ağaççıkların en yaygınları şunlardır;Geyik dikeni, yabangülü, muşmula, adi ardıç, kızılcık, ahlat, ayı üzümü, çoban püskülü, boyacı sumağı, ateş dikeni, karaçalı ve ladendir.Bölgemiz maki elemanları ile birlikte kışın yapraklarını döken ağaççıkların bulunduğu bir formasyona sahiptir. Bölgemizde menengiç, katranardıcı, delice, akçakesme, boyacı sumağı, kocayemiş, mersin, karaçalı, laden, geyik dikeni, muşmula, ahlat, ateş dikeni, yabangülü, akça ağaç, kızılcık ve funda görülmektedir. Bu bitki örtüsü Porsuk vadisi boyunca bölgemize sokulan Akdeniz iklimi sayesinde olmaktadır.Sahamızda görülen nemcil karakterli bazı bitki türlerini de çoban püskülü, muşmula, kızılcık gibi aynı vadi boyunca sokulan Karadeniz’in nemli havasını aksettirir.

COĞRAFİ KONUM KAZANÇLARI

Ortaçağ ve Yeniçağ boyunca dünya ticareti için büyük önem taşıyan ipek yolunun bir kolu da Geyve’den geçmekteydi. Avrupalılar, Çin ve Hindistan’dan aldıkları malları Afganistan, Orta Asya, İran, Suriye ve Anadolu üzerinden kendi ülkelerine taşımaktaydılar. İpek yolunun Anadolu’ya giren kollarından en önemlisi Erzurum, Erzincan, Sivas, Ankara, Beypazarı, Göynük üzerinden Geyve’ye gelmekte; Geyve’den itibaren 2 kola ayrılıp biri Doğançay – Karaçam üzerinden İzmit’e diğeri ise Akhisar (Pamukova), Mekece – İznik üzerinden Gemlik’e ulaşmaktaydı. Dolayısıyla Geyve bu ticaret akışında önemli bir görev üstlenmiştir. Coğrafi konumu itibariyle bir geçiş noktası özelliği taşıyan Geyve, İstanbul-Eskişehir kara ve demir yollarını bünyesinde barındırır. Geyve’ye gelecek için hayat verecek özelliklerden biride tarihi ipek yolunun canlandırılması projesidir. Bu yolun yapımıyla Ankara istikametine ulaşım rahatlayacak ve bölge ekonomisi bundan mutlak suretle istifade edecektir.

Başa dön tuşu
Kapalı