nostlj

vefat-bolumu

SON DAKİKA

Geyve Gundem | Geyve'de Doğru Haberin Adresi
M. Hamdullah ERGİN

Mevlid Kandiliniz Kutlu Olsun

Mevlid Kandiliniz Kutlu Olsun
Bu haber 10 Aralık 2016 - 10:13 'de eklendi ve 687 görüntülendi kez görüntülendi.
Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.s) ‘in dünyaya teşrif ettikleri (20 Nisan 571 Pazartesi) Rebiülevvel ayının 12. gecesidir ki buna Mevlid-i Nebi veya Kutlu Doğum denir. Yani 11 Aralık Pazar 2016’yı 12 Aralık Pazartesi 2016’ya bağlayan gece Mevlit Kandili’dir.
Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.s) ‘in dünyaya teşrif ettikleri (20 Nisan 571 Pazartesi) Rebiülevvel ayının 12. gecesidir ki buna Mevlid-i Nebi veya Kutlu Doğum denir.

Kâinat ve beşeriyetin yüzyıllardır yolunu gözlediği o peygamberler Peygamberi’nin doğum günüdür bugün. Hz. İbrahim’in duası, Hz. İsa’nın(“İsmühü Ahmed”) müjdesi ve dedesi Abdülmuttalip ve annesi Âmine’nin rüyasıdır.

Fil Vakası onu haber verdi. Doğduğu gece irhasât(hayırlı işler) denilen bir takım olağanüstü hâdiseler cereyan etti.

Dünyanın doğusunu ve batısını aydınlatan bir nur görüldü. Sava gölünün suları bir anda çekiliverdi. Ateşe tapan(Mecusi)ların bin yıldır aralıksız yanmakta olan ateşleri hiç sebepsiz sönüverdi. Asırlardır kupkuru olan semâve vadisi, seller altında kaldı. Gökyüzünden onlarca yıldız kaydı. Kisrâ’nın saraylarından ondört burç kendiliğinden yıkıldı. Kâbe’deki putların pek çoğu baş aşağı devrildi. Şeytan, ölesiye çığlık kopardı.

Daha ne gizemli olaylar iç içe ve peş peşe yaşandı. Nasıl yaşanmasındı ki kâinatın efendisi, İnsanlığın İftihar tablosu Hz. Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa (s.a.s) dünyaya teşrif ediyorlardı. Bütün varlık o’nu ayakta karşılamıştı.

Doğum anı öncesi hane-i saadetleri nurla doldu, yıldızlar evin üzerine salkım salkım dökülecekmiş gibi aktı. Seher vaktiydi. Bir ara Âmine validemizin kulağına müthiş bir ses geldi. Korkudan eriyecek gibi oldu. Bir de ne görsün? Bembeyaz bir kuş peydahlandı ve yanına geldi; sonra da kanatlarıyla Âmine’nin sırtını sıvazladı. Ne korku kaldı, ne kaygı. Yine doğum öncesi başka bir nur gözüktü. Âmine’ye bu nur ile Şam’ın saray ve köşkleri gösterildi. Süleyman Çelebi’nin Mevlüd-ü Şerifi’nde dediği gibi:

Şerbeti önümde tuttu Huriler,
”Bunu sana ALLAH verdi.” dediler.
Şerbeti içer içmez oldu cismim nura gark,
Edemezdim kendimi nurdan fark.

Kendisine ak bir kâse içinde şerbet sunuldu. İçer içmez de muhteşem bir nur bulutu kendisini sardı.

Tam o esnada mukaddes doğum gerçekleşti. O sıra ebesi Şifa hatun gizemli bir ses duydu: “Allah’ın rahmeti, onun üzerine olsun!” diye. Hatta rum diyarının bazı sarayları bile görünmüştü kendisine. Maşrık(Doğu) ile Mağrib(Batı) arası nurlara boğulmuştu. Annesi Âmine Hatunun anlattığına göre: “Doğuda, Batıda ve Kâbe’nin üzerinde bir Âlem gördüm. Doğum tamamlanmıştı. Yavruma baktım, secdedeydi. Parmağını da göğe kaldırmıştı. Hemen bir ak bulut inip onu kapladı. Şöyle bir ses işittim: ‘

Doğuları ve batıları dolaştırın, deryaları gezdirin. tâ ki mahlukât Muhammed’i ismiyle, sıfatıyla, suretiyle tanısınlar!’ biraz sonra da bulut gözden kaybolup gitti.”
Hz. Âdem’den başlayarak devirlerden devirlere, aileden aileye intikal ede ede gelen o biricik nur, artık vücud sahnesinde varlık bulmuştu. Efendimizin “Allah’ın ilk yarattığı şey, benim nurumdur.” dediği kendi nur’u, beden giymiş, görünür hâle gelmişti. Her çocuk doğunca yere düşerken, o ise ellerini yere dayamış, önce secde edip sonra da başını ve parmağını semaya kaldırmıştı. Doğduğunda sünnetli ve göbek bağı kesilmiş vaziyetteydi. Sırtında, iki kürek kemiği arasında, tam kalbinin hizasında peygamberlik mührü “hâtemi nübüvvet” vardı.

Dedesi Abdülmuttalip adını Muhammed koymuştu. Övülen demekti. Zira onu Allah övmüştü; melekler, insanlar ve cinler de övecekti. Sonra o nur topunu alarak Kâbe’ye götürdü ve Allah’a duada bulundu: “bana bu temiz çocuğu ihsan eden Allah’a hamdolsun!” dedi. Nasıl ki insanlara ve cinlere sonsuz mutluluğun yollarını gösterecek nebi dünyaya teşrif edince bütün varlık ayağa kalkmıştı.

Teşrifinden asırlar sonra da “doğdu ol saatte ol sultân-ı dîl / nûra gark oldu semâ vat ü zemîn” -Süleyman Çelebi- deyince mevlithanlar, benzeri bir heyecanla mü’minler “hoş geldin ey kutlu nebi!” mânâsına ayağa kalkmaya devam ediyorlar. Bir edep anlayış ve göstergesi olan bu hürmet ve tazimlerini, o’na arz etmeye çalışıyorlar.

Efendimiz’in terakki çizgisinin müntehası Mi’râc, başlangıcı da mevliddir. Bu kutlu gecede Süleyman Çelebi’nin Mevlid-i Nebi’si gibi, Peygamber aşkını körükleyen na’t-ı şerifler, mevlidler okunmalı. Hafızlar, Kur’ân’dan Peygamberimiz’in adının geçtiği aşirleri seslendirmeliler.

Hem yetim, hem öksüz yetişen o nebi’nin doğum günü vesilesiyle öncelikle yetimler ve öksüzler sevindirilmeli, yoksullara ziyafetler verilmeli. Kutlu doğum hakkında yazılmış kitaplar ve makaleler bir kere daha topluca okunmalı. O’nu anlatan sohbetler dinlenmeli. Bol bol salât ü selâmlar getirilmeli. Gözümüzün nuru, gönlümüzün süruru efendimiz Hazretleri’nin doğum günü münasebetiyle bizlere düşen vazifelerin ön önemlisi ise, herhalde o’nu her yönüyle daha iyi anlamaya ve o’nun, insanlığa tebliğ ettiği esasları kavramaya çalışmak olmalıdır.

Fakat kutlu doğumu, aynı zamanda kendi doğumu olan İslâm dünyası, o nevruz-u sultanî’yi lâyık-ı vechiyle tes’îd edememektedir.

Hz. İsa’nın doğumun bütün dünyada Noel, paskalya ve daha başka yortu ve karnavallarla kutlanılması ölçüsünde, bu kutlu doğum’un en azından ümmet içinde olsun o’na ve o’nun mesajına yaraşır biçimde tes’îd edilmesi, bir vefa borcu olmanın ötesinde İslâm’ın ruhundaki Hz. Muhammed’e muhabbet ve hürmet emrinin bir gereği olsa gerektir.
**************************

Mustafa Hamdullah ERGİN
hamdullahergin@gmail.com

GEYVE GÜNDEM

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA